RSS

Tefekkürün Fazileti

01 Mar

 

Kur’an’da birçok âyetlerde, işin sonunu düşünmek, kâinata ve olup bitenlere ibretle bakmak emrolunmuştur.

Bu nedenle azıcık bir tefekkür, gaflet içinde yapılan pek çok ibadetten hayırlı görülmüştür. Eşya ve varlıklar üzerinde düşünmek, ibret almak, Allah Teâlâ’nın kitabında teşvik edilmiş ve tefekkür edenler övülmüştür:

Bazı âlimler, “Bir saat (bir müddet) tefekkür; bir yıllık, diğer bir rivayette ise, altmış yıllık ibadetten daha hayırlıdır” haberi hakkında şöyle demişlerdir:

“Bu tefekkür, kötülüklerden alıkoyup iyiliklere sevk eden, dünyaya aşırı rağbetten ve hırslı olmaktan uzaklaştırıp kanaat ve zühde götüren tefekkürdür.”

Yine denilmiştir ki, o, müşahedeyi temin eden ve onu güçlendiren, zikretmeyi, şükretmeyi ve hidayete ermeyi sağlayan bir tefekkürdür.

Bir saat tefekkürün, senelerce yapılan ibadete denk olmasının nedeni şudur: İnsan, bir saat sağlam tefekkür sayesinde onda, iman inkişaf eder; içinde marifet nurları parlar ve ilâhî muhabbet belirir. Sonra ruhanî zevklere ulaşır.

Ashaptan Ebû Derda (r.a) der ki: “Bir saatlik tefekkür, bütün geceyi ayakta ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır.”[15]

Ebû Derda’nın hanımı şöyle demiştir: “Ebû Derda’nın ibadetinin çoğu tefekkürdü. Şöyle derdi: “Her gün üç yüz dinar kazanıp, onları infak etmeyi istemem.” Bunun sebebi nedir? diye soruldu, şu cevabı verdi: Çünkü, bu beni tefekkürden engeller.”

Tabiinin büyüklerinden Hasan-ı Basrî (r.a) şöyle demiştir: “Tefekkür, hayra ve iyi amel işlemeye sevk eder. Kötülüklere pişmanlık, onu terkedip, bir daha istememeye sevk eder.”

Yine bu büyük zat der ki: “Akıl sahipleri zikir ile fikre, fikir ile de zikre devam etmekle kalplerini dile getirir ve hikmetle konuşmaya başlarlar.”

Şu söz de onun: “Bir saat tefekkür, gece sabaha kadar nafile ibadet yapmaktan daha hayırlıdır.”

İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: “Tefekkür ile kılınan kısa iki rekât namaz, kalp huzuru olmadan yapılan bir gece ibadetinden daha hayırlıdır.”

Diğer bir sözünde ise şöyle demiştir: “Hayır düşünmek, insanı hayra sevk eder. Kötülüğe pişmanlık da, onu terketmeye davet eder.”

Hasan, Âmir İbn Abdülkays’ın şöyle dediğini nakleder: Bir, iki, üç değil, Resûlullah’ın (s.a.v) ashabının birçoğunun şöyle dediklerini işittim: İmanın ışığı/imanın nuru tefekkürdür.

Süfyan b. Uyeyne (rah) şöyle demiştir: “Tefekkür, rahmet kapılarının anahtarıdır. Görmüyor musun ki tefekkür eden tövbe eder.”

Fudayl b. İyâz da, “Tefekkür, senin aynandır, iyilik ve kötülüklerini sana gösterir” demiştir.

Ömer b. Abdülaziz de (r.a), “Allah Teâlâ’nın nimetleri üzerinde düşünmek, en makbul ibadetlerdendir” derdi.

Bişr el-Hafi anlatıyor: “Eğer insanlar, Allah Teâlâ’nın azameti hususunda düşünseler, O’na isyan etmezlerdi.”

İbn Ata (k.s) şöyle diyor: “Kullara ve yaratılmış olan şeylere bakıldığında, Allah Teâlâ’nın varlığı bilinir.”

Tavus’un anlattığına göre, Havariler İsa aleyhisselam’a,

“Ey Allah’ın Resulü, şu anda yeryüzünde senin gibi, başka birisi var mıdır?” diye sormuşlar, o da,

“Evet, sözü zikir, sükûtu fikir ve bakışı ibret olanlar; benim gibi Allah’a yönelmiş kimselerdir” demiştir.

Vehb b. Münebbih (r.a) der ki: “Çok düşünen mutlak surette bilgili olur. Bilgili olan da mutlak surette amel eder.”

Zünnun-i Mısrî (k.s); “İbadetin anahtarı tefekkürdür. İbadette doğru olmak ise, nefsin heva ve heveslerini terketmektir” demiştir.

İbrahim b. Edhem’e (k.s),

“Ne kadar çok düşünüyorsun?” diye sorduklarında, o, “Tefekkür, aklın iyiliğidir” demiştir. (1)

İbret alabilen kimse için, bütün kainat Kelime-i Tevhidi zikir, ilan ve ispat eder. (0)

Tefekkür, kâinatı, varlıkları düşünüp onlarda gizlenen Rabbanî hikmeti ve ilâhî azameti anlamak, bu vesile ile kalbi gafletten kurtarıp tezekküre geçirmesidir.

Tefekkürle ibret almak, kalbin çırası, ruhun gıdası, bilginin ruhu ve İslâmî hayatın da kanı, canı ve ışığıdır. Tefekkürsüz bir kalp; kararır, ruh sarsıntılara girer ve İslâmî hayat da cansızlaşır. Bu nedenle tefekkür, nurlanmanın anahtarı ve basiret sahibi olmanın başlangıcı olduğunda şüphe yoktur.  Hak Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’in pek çok âyetinde, tefekkür ve düşünceyi emrederek ibret almamızı bildirmiştir:

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbirleri ardınca gelmesinde aklı başında olan kimseler için gerçekten açık ibretler vardır.”

Evet, ayın, güneşin bir düzen içinde doğup batmasında, nizamın baş döndürücü bir keyfiyetle deveran ve cereyan edip durmasında, düşünebilen kimseler için ibretler vardır. Bu âyet-i kerîme tefekkür konusunda açık bir delildir. Kâinatın Efendisi Efendimiz (s.a.v), “Bir insan bu âyeti okur da düşünmezse, yazıklar olsun ona” buyururlar. Ümmü Seleme validemiz, bu âyet nazil olduğu zaman veya Efendimiz (s.a.v) bu âyeti okurken, ağladığını nakleder. Zaman ve mekânın Efendisi bir gece, teheccüd vaktinde bu âyeti okuyup hıçkıra hıçkıra ağlamıştı.

Büyüklerden Ebû Bekir el-Verrak (k.s), müminin sıfatlarını sayarken şöyle demiştir: “Müminin dört alameti vardır: Dili zikreder, sessizliğinde tefekkür eder, âleme ibret nazarıyla bakar ve hayırlı amel işler.”

Süfyan b. Uyeyne (rah) şöyle derdi: “İnsan düşünce sahibi olursa, her şeyden bir ders alır.”

Ebû Süleyman ed-Daranî (k.s), “İbret almakla ilim artar, tefekkür ile de Allah korkusu artar” derdi. (1)

(1) Kalp Alemi – Siraceddin Ünlüer


 

About these ads
 
Yorum yapın

Yazar 1 Mart, 2011 in Tefekkur

 

Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 317 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: