RSS

Boş ve kötü konuşma ile ilgili Allah Dostlarından Sözler

21 Haz


Seleften birisi demiştir ki: “Sükut etmeyi üç senedir, ağzıma koyduğum bir çakıl taşıyla öğrendim. Her konuşmak istediğimde, dilim taşa takılıyor, ben de sükut ediyordum.”

Büyüklerden birisi de şöyle der: “Nefsime, konuştuğu her lüzumsuz/mâlayani kelime için, iki rekat namaz kılmayı vazife olarak yükledim. Bir zaman sonra, buna alıştı, namaz bana kolay gelmeye başladı. Bunun üzerine her boş söz için, bir gün oruç tutmaya söz verdim, nefsim buna da alıştı ve lüzumsuz konuşmayı terk etmedi. Nihayet her lüzumsuz kelime için, bir dirhem sadaka vermeye karar verdim, artık bunu yapmak nefsime ağır geldi ve böylece lzumsuz konuşmaya son verdim.”

Seleften birisi ise: “Verayı/hakiki takvayı araştırdım; onun en az dilde olduğunu gördüm.” demiştir.

Alimlerden birisi de: “Bir kulun, dili doğru olduğunda mutlaka, diğer işlerinin de güzel olduğunu, dilinden çıkan sözü çelişki ve yalanla dolu olduğunda ise, diğer işlerinde de bir bozukluğun bulunduğunu görürsün.” demiştir.

Hükemadan birisi de; “Akıl çok olunca, kelam az olur. Akıl az olduğunda da söz çoğalır.” demiştir.

Ahmed b. Hanbel ise: “Kelam ilmine dalanların çoğu zındıklığa düşmüşlerdir.” demiştir.

Tasavvuf yolunun büyüklerinden birisi şöyle der: “Konuşan ve konuştuğunu güzel anlatan çoktur. Fakat asıl zor iş, susmayı güzel yapmaktır.”

Alimlerden birisi şöyle der: “Şeytana, konuştuğunda ilimle konuşan, sükut ettiğinde edeple sükut eden bir alimden daha çok sıkıntı veren hiçbir şey yoktur.” Şeytan der ki: “Şuna bakınız, sükutu bana, kelamından daha ağır ve daha çok acı vericidir.”

Yine selef-i salihinden birisi der ki: “Konuşmasını öğrendiğin gibi, susmasını da öğren. Konuşman seni, doğruya ulaştırırsa; sükutun da seni tehlikelerden korur. Sükutta senin için iki faydalı haslet vardır:

1-Sükutla, senden daha cahil olan birisinin cahilliğini ve edepsizliğini defedersin.

2-Yine sükut sayesinde, senden daha alim olan birinden ilim öğrenirsin.”

Alimlerden birisi demiştir ki: “Bilmiyorum” demesini öğren, “Biliyorum” sözünü öğrenme. Eğer sen: “Bilmiyorum” dersen; sana bilmediklerini öğretirler, sonuçta sen de öğrenmiş olursun. Fakat, “Biliyorum” dersen; sana öyle sorular sorarlar ki, sonuçta altından kalkamaz, zor duruma düşersin.

Alimler demiştir ki: “Alim, “bilmiyorum” diyeceği yerde “biliyorum” derse, en ağır darbesini almış olur.”(4)

Veciz konuşmanın sırrı, fuzulî sözleri terketmektir.

Hz. Ebu Bekir-i Sıddîk (r.a.)

Dil, kalbin tercümânı, yüz kalbin aynasıdır. Kalbde gizli olan, yüzde meydana çıkar.

Sırrî-yi Sekatî (k.s.)

Lüzumsuz yere konuşan zelil olur.

Süfyân-ı Sevrî (k.s.)

Kişinin sözü amelinden çok olursa aklı noksandır.

Abdullah Ensârî (r.a.)

Sadık dost, arkadaşının ayıplarını görünce ihtar eder, ifşâ etmez.

İmam-ı Şafiî (k.s.)

Dilini muhâfaza et. Amel defterinde ve terâzide sevâbını bulamıyacağın söz söyleme. Sözü söylemeden önce düşün; hayırlı ise söyle, yoksa sükût et.

Şakik-i Belhî (k.s.)

Söz, yüce bir şeydir. Zamânında ve yerinde söylenmelidir…

Söz söylemek, dilin gönülle, gönlün de Hak ile olduğu zaman makbûldür.

Ubeydullah-ı Ahrar (r.a.)

Hikmetli söz söyleyenler buyurmuşlardır ki, ibâdet veya hikmet on kısımdır. Bunun dokuzu, sükût edip, konuşmamaktır.

Vüheyb bin Verd (r.a.)

Düşünmeden konuşan pişmân olur. Konuşmadan önce düşünen selâmet bulur.

Yahyâ Bin Muâz-ı Râzî (k.s.)

Kendinden üstün olanlarla sohbetin edebi, onlara hizmet etmektir. Seninle müsâvî ve denk olanlara edebin ise, onları kendine tercih etmendir. Senden maddeten ve mânen ve yaş itibariyle küçük olanlara karşı edebin ise onları şefkatle nasihat ve terbiyedir.

Ahmed Rufâî (k.s.)

Kişiye bilmediği sorulunca Allahû Teâlâ bilir demesi, ilimdendir.

Ahmed bin Muhammed Hânî el-esrem (k.s.)

Münâkaşaya oturmak, fayda kapılarını kapatır.

Ebû Muhammed Berbehârî (k.s.)

Büyüklerle çekişme, mağlup olursun; akranlarınla çekişme huysuz olursun; senden düşüklerle çekişme ayağa düşersin.

Abdülkadir Geylani (k.s.)

İnsanların sırlarını ortaya çıkaracak sorular sorma.

Bişr-i Hâfî (k.s.)

Konuşmak hoşuna giderse sus, susmak hoşuna gidince konuş.

Bişr-i Hâfî (k.s.)

Bizim şeyhlerimiz konuştukları ve yaptıkları şeyler hususunda kendilerini hesaba çekerlerdi. Bunu bir deftere de kaydederlerdi, yatsıdan sonra nefislerini tekrar hesaba çeker ve defterlerini getirerek o gün kendilerinden sadır olan söz ve işlere bakarlardı. Her birine hak ettiği karşılığı verirlerdi; istiğfar gerektiriyorsa istiğfar, tevbe gerektiriyorsa tevbe ederlerdi. Ya da gereği şükürse, şükreder ve yatarlardı.

İbn-i Arabi (k.s.)

Kulun lüzumsuz sözlere dalması Allah’ın yardımını ondan kesmiş olmasındandır.

Maruf el Kerhi (k.s.)

Söz ilaç gibidir, gereği kadar sarfedilirse fayda verir. Gerektiğinden fazlası ise zarara sebeb olur.

Amr B. As (r.a.)

Efendiler! devamlı surette, Haris Muhasibi şöyle dedi, Ebû Yezîd böyle söyledi, Hallâç bunu söyledi, deyip duruyorsunuz. Bu ne haldir böyle? Halbuki söz bunlardan önce, İmam Şâfiî ne dedi, İmam Malik ne buyurdu, İmam Azâm ne buyurdu? Bunları araştırarak muâmelâtı bu (imamların) görüşleriyle düzeltmelisiniz. Ondan sonra da diğer sözler üzerinde düşünmelisiniz. Ebu Yezid ve haris, böyle dedi, demek hiçbir şeyi artırmaz da eksiltmezde. İmam Malik ve İmam Safiî’nin söyledikleri ise en başarılı yol ve en kestirme usüldür. Şeriat binasının sütunlarını ilim ve amel ile yükseltiniz. İlim meclisi, yetmiş yıl ibâdetten daha efdaldır.

Ahmed Rufâî (k.s.)

Allah nezdinde müminin en güzel organı dilidir. Mümin, cennete diliyle girer. Allah indinde kâfirin en kötü organı da dilidir. Kafir, dili sebebiyle ateşe düşer.

Ebu Derdâ (r.a.)

Kışkırtıcı tartışmadan kaçınınız! Zira böyle bir tartışmanın fitne doğurması muhtemeldir. Ayrıca böyle bir çekişmeden hikmet doğmaz.

Ömer b. Abdülaziz (r.a.)

Şerlilerle sohbet etmek, hayırlılar hakkında suizanda bulunma neticesini meydana getirir.

Hasan-ı Basrî (k.s.)

Şehvet, yani arzu üç nevidir: Yeme arzusu, konuşma arzusu, bakma ve görme arzusu. Yemek yeme halini yüceliği yüce olan Allah’a itimat ve tevekkül ile, dilini doğru söz söylemekle ve gözünü ibretle bakmak suretiyle muhafaza et.

Hâtem Asamm (k.s.)

Kim gönlünü sadece Allah’a teslim eder, bu histe yoğunlaşırsa, hikmet pınarları kalbinden fışkırır ve dilinden dökülür.

Yahya b. Muaz (r.a.)

Konuşmak, ahmak insanın budalalığını, akıllı ve işini bilen insanın becerikliliğini ortaya koyar.

İbrahim B. Edhem (k.s.)

Söz ola kese savaşı,

Söz ola kestire başı,

Söz ola ağulu aşı,

Bal ile yağ ede bir söz

Yunus Emre (k.s.)

Sözünü işinden saymayan kimsenin hatası çok olur.

Ömer b. Abdülaziz (k.s.)

Hayırlı netice veren, bir işi iyi şekilde bitiren yalan söz, fenalığı çıkaran, fesatlık yaratan ve fitne koparan doğru sözden daha iyidir.

Şeyh Sadi (k.s.)

Yavrum, bir topluluk içinde bulunduğun zaman orada senden yüksek olanın edasıyle konuşma; yoksa sana kızarlar ve senden aşağı olanın edasıya da konuşma; yoksa seni ayıplarlar.

Ebu Esved ed-Düeli (k.s.)

“Bazen gönlüme kimi toplulukların hikmetli sözleri dökülür. Fakat ben onları şu iki adil şahide sormadan benimsemem: Allah’ın kitabı, Resulun sünneti:”

Ebu Süleyman Abdurrahman Dârânî (k.s.)

Hadis-i şerife muvafık olmayan sözlerimi duvara çarpınız.

İmam-ı Şafiî (k.s.)

İnsanlara ok atmak dil ile taşlamaktan hafiftir. Zira okun hedefi şaşar ama dilinki şaşmaz.

Süfyanü Sevrî (k.s.)  

About these ads
 
Yorum yapın

Yazar 21 Haziran, 2011 in Tasavvuf

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 317 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: